sban

ssbs

SAĞLIK ALANINDA SÜREKLİ EĞİTİM VE NEDEN GEREKLİ?

Sürekli eğitim (continuing education, éducation permanente), hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının mezuniyet öncesi ve sonrası eğitimlerini tamamladıktan sonra görgü ve bilgilerini sürekli olarak bir amaca yönelmiş ve plânlı şekilde arttırmak için kendilerini eğitmeleri ve eğitilmeleri sürecidir.

Sürekli eğitimi, mezuniyet sonrası (postgraduate) eğitimden ayırmak gerekir. Mezuniyet sonrası eğitim, bir uzmanlık belgesi veya akademik bir derece almayı amaçlayan bir eğitimdir. Sürekli eğitimde böyle bir amaç yoktur. Amaç sadece hekimin/diğer sağlık çalışanın  bilgi ve yeteneğini arttırması veya bu amaca ulaşması için yardım edilmesidir. Bu bakımdan sağlık eğitiminin ikinci aşaması olan mezuniyet sonrası eğitim örgün bir eğitim, üçüncü aşaması olan sürekli eğitim ise yaygın yetişkin eğitimidir.       Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının bazı mesleki yayınları okuması, şu veya bu amaçla düzenlenen bazı kurslara veya kongrelere katılması -plânsız ve gelişi güzel uygulanan ve tüm hekimlerin yararlanmadığı bir öğrenme faaliyeti olduğu için- bugün sürekli eğitimden anladığımız biçimde bir çalışma sayılamaz.

 1. Sürekli Eğitimin Amacı

Sürekli eğitimin amacı üzerinde kesin görüş sahibi olmak bu hizmetlerin planlama ve yürütülmesi için gereklidir.
Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının sürekli eğitiminde amaç, hiçbir ayrıcalık olmadan her kişi için hasta bakımı, sağlığın korunması ve geliştirilmesini sağlamak, Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının mesleğini yüceltmektir. Sürekli eğitimin amacını sadece tıp alanındaki yeni gelişmeleri hekimlere duyurmak sanma yanlış bir anlayıştır. Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının topluma daha iyi hizmet edebilmeleri için bilgi noksanlıklarını sürekli olarak tamamlamaları istenmektedir. Bu nedenle toplumun ihtiyaçlarına uymayan sürekli eğitim amacından sapmış bir çalışma olur. Dünya Sağlık Örgütü Sürekli Eğitim Eksperler Komitesi raporunda, sürekli eğitimin amacından bahsedilirken “Sürekli eğitim programlarının  amacı sadece yeni buluşları ve yanlış olduğu saptanan bilgi ve uygulamaları Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının aktarmak olamaz. Toplumun sağlık sorunlarını ve meslek icrasında yapılan hataları sürekli inceleyerek bunlara çözüm bulma ve hataları düzeltme de sürekli eğitimin amaçları arasında olmalıdır.” denmektedir.

2. Sürekli Eğitimin Gerekliliği

Sağlık fakültesini bitiren veya uzman olan bir Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının mesleki bilgi ve becerisini geliştirmeye devam etmezse, bir yandan bildiklerinin bir kısmını unutarak diğer yandan da yenilikleri öğrenmemek veya yanlış olduğu saptanan görüşleri korumak nedeni ile hızla zamanın gerisinde kalır.

Sürekli eğitimin gerekliliğini Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının hepsinin bildiğini söylemek yanlış bir sav değildir. Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının tıpta kendilerini ilgilendiren alanlardaki gelişmeleri öğrenmek istekleri olduğu da bir gerçektir. Çünkü tıpta teşhis ve tedavi yöntemlerinin sık sık değişmesi, ilaç firmalarının birbiri ile çelişen reklamları arasında doğruyu bulabilmek ihtiyacı, hastalara daha iyi hizmet etme ve meslek arkadaşları arasında bilgi ve becerisi ile sivrilme isteği Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının sürekli eğitim ihtiyacını doğurur. Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının diğer meslek mensuplarına kıyasla sürekli eğitimde daha başarılı olma şansı da vardır. Bunun nedenleri Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının iletişim yeteneklerinin üstünlüğü, sorun çözmeye alışık olmaları, insanların kullanmadıkları  bilgiyi unutacaklarını örneklerle öğrenmiş olmalarıdır. Bu nedenle bir inak (dogma) olarak hekimlerin kendilerini kendi insiyatifleri ile yenileyecekleri kabul edilegelmiştir. Ancak bugün, gözlemlere dayanarak anlaşılan, bunun gerçek olmadığı ve çeşitli engeller nedeni ile hekimlerin kendi bilgi ve görgülerini kendi başlarına yenileyemedikleridir. Bu durum insan sağlığını olumsuz olarak etkilediğinden zamanımızda hekimlerin sürekli eğitimi hekimlerin bir sorunu olmaktan çıkmış ve önemli bir kamu sorunu olmuştur.

3. Sürekli Eğitimin Özellikleri

Bir yetişkin eğitimi uygulaması olan sürekli eğitim ile örgün eğitim karşılaştırıldığı taktirde bu iki eğitim uygulamasının yöntem, öğrenen ve öğretenin rolleri bakımından tamamen farklı olduğu görülür.

a- Güdülenme: Yetişkin eğitimi, öğrenmenin en önemli koşulu olan güdülenme (motivation) bakımından örgün eğitimden (formal education) farklıdır. Örgün eğitimde, örneğin tıp fakültesinde mezuniyet öncesi -hatta mezuniyet sonrası eğitimde- öğrenmenin amacı belli bir programı takip ederek bir meslek sahibi olmak, bir diploma alarak bir ölçüde mesleki bağımsızlığını sağlamak ve gelecek için kurduğu hayalleri gerçekleştirmektir. Bunları sağlamak için öğrenen, meslek hayatında gerekli olup olmadığı ayırımını yapmaksızın öğretenin söylediklerini, istediklerini öğrenme zorunda olduğunu tartışmasız kabul etmiştir ve davranışını buna göre ayarlar.

Sürekli eğitime gelince, tıp fakültesini bitiren veya uzman olan bir hekim amacına ulaşmış ve istediği gibi bir iş düzeni kurmuş ise eğitimini sürdürmesi, bugünkü koşullarda, çoğunlukla sadece kendi isteğine kalmış bir iştir. Onda öğrenme isteği sadece öğrenme hevesi ve insancıl düşüncelerdir. Günümüzde toplumlarda bu iki etken ile güdülenenlerin sayısı, sorunun ülke ölçüsünde çözümlenmesine yetmiyecek kadar sınırlıdır. Bu nedenle hekimlerin sürekli eğitim için güdülenmesini sağlayacak tedbirler almak gereklidir. Bu, özellikle tedavi hekimliğinde muayenehane hekimliğinin önemli yer tuttuğu ülkeler için bir zorunluktur.

Bir çok ülkede hekimlerin meslek süresince sürekli olarak eğitilmelerini sağlamak için çeşitli tedbirler düşünülmüş ve uygulanmıştır. Bunlardan biri sürekli eğitimin zorunlu olmasıdır. Bazı ülkeler bu hususda zorlamadan güdüleyici tedbir almaktadır. Örneğin; Norveç’de hekimler birliği, koyduğu sürekli eğitim kurallarına uyan hekimlere, beş yılda bir yenilenme koşulu ile, özel bir ünvan kullanma yetkisi vermektedir (3). Kanada’da bir hekimin “College of Family Physcians of Canada”nın üyesi olması veya üyeliğini koruması için sürekli eğitim programlarına katılarak her yıl belli sayıda eğitim puanı alması gereklidir.

b- Seçicilik: Sürekli eğitimin bir diğer farklı yönü, yetişkin eğitiminin ikinci önemli özelliği olan öğrenenin seçiciliğidir. Örgün eğitimde neyin öğrenilmesi gerektiğine karar yetkisi öğretenindir. Coğu kez öğrenenin söz hakkı dahi yoktur. Sürekli eğitimde, öğrenen, istemediği şeyleri öğrenmek değil, dinlemez bile. Ancak ilgi duyduğu konularda eğitime açıktır. Eğitimciler dün ve bugün örgün eğitimde kazandıkları alışkanlıklarla -ve iyi niyetle- sürekli eğitimle ilgilenmekte ve gerekli gördükleri konuları öğretmek için program uygulamaktadırlar. Bu programlar, öğrencinin ilgisini çekmeyen konularda ise, boşuna harcanmış bir çaba olmaktadır.

c- Uygulanabilirlik: Sürekli eğitimin planlanmasında göz önüne alınması gereken diğer bir husus öğretilenin, öğrenenin çalışma şartlarında uygulanabilir olmasıdır. Bir tıp merkezi olanakları ile uygulanabilecek bilgileri küçük bir hastane veya sağlık merkezi hekimine öğretmekte yarar yoktur. Tıp fakülteleri ve eğitim hastaneleri Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının eğitim programı hazırlarken düştükleri hata, programları kendi koşullarına göre düzenlemektir. Çoğu kez öğrenen bu noktayı öğretenden daha iyi değerlendirdiği için, sürekli eğitim programlarına ilgi göstermemektedir. Bu nedenle, eğitim programlarının tıp merkezlerindeki koşullara göre değil, hekimin kendi çevresindeki koşullara uygun olarak yürütülmesi zorunluğu vardır.

4. Sürekli Eğitim Yöntem, Araç ve Gereçleri

Sürekli eğitimin ideal şekli, kişinin hayatı boyunca kendini eğitmesi, bilgi ve becerisini yenilemesidir. Anglo-Saxon yazarları bu yönteme “Life-long self-directed education” demektedir. Ancak tıbbın çok hızlı gelişmesi ve değişmesi, Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının -hiç bir yardım görmeden- bilgilerini kendi olanakları ile yenilemelerini imkânsız hale getirmektedir. Bu nedenle tıp fakülteleri, hekim dernekleri ve hükümetler, Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının kendilerini eğitmeleri için yardım gereğini duymakta ve yardım etmektedirler. Bazı hallerde bu kuruluşların hekimlerin eğitilmesi için duyduğu ilgi, isteyenin eğitim olanaklarından yararlanması sınırını aşmakta, hekimlerin kendilerini sürekli olarak eğitmek için güdüleme tedbirleri alınmakta hatta eğitime katılmaya zorlamaktadır.

a- Programlanmış öğretim gereçleri: Zamanımızda geliştirilmiş eğitim tekniklerinden biri, programlanmış eğitim (programmed Instruction) dir. Aktif eğitim metodlarından biri olan programlanmış eğitim basılı materyel ile yapıldığı gibi elektronik görsel-işitsel eğitim araçları ile de yapılmaktadır. Yöntemin esası, öğrenmek isteyen kişiye öğrenmek istediği konuda soru sormak ve verdiği cevabı, kitap veya broşürün sonuna konan veya elektronik aygıtın ekranında görünen doğru cevaplarla karşılaştırmasını sağlamaktır. Bu yöntem -sorular hekimin her gün karşılaştığı sorunlar göz önüne alınarak hazırlanır, yanıtlar kısa ve açık olarak verilirse- çok ilgi çekici ve eğitici olmaktadır. Bu yöntem aynı zamanda hekime bilgisini değerlendirme olanağı vermekte ve hekimi, öğrenmek için güdülemektedir. Bu yöntem, bilgi noksanının başkaları tarafından bilinmesi olanağı bulunmaması nedeni ile öğrenmek isteyenin küçük düşme endişesine kapılmasına da yer vermemektedir.

b- Görsel ve işitsel eğitim gereçleri: İşitsel eğitim araçlarının başında teype alınmış ders ve konferanslar gelmektedir. Eğitim yöntemlerinin geliştiği ülkelerde kitaplıklarda kitaplardan başka teype alınmış binlerce ders ve konferans da saklanmakta ve öğrenmek isteyenlerin yararlanmasına sunulmaktadır.      Görsel eğitim araçlarından önemli bir kısmı da Hekimlerin/diğer sağlık çalışanlarının kendi bilgisini sınama amacı ile hazırlanan kitap, levha, slayt gibi araç ve gereçlerdir. Eğitsel tanı (educational diagnosis) denen bu yöntem hekimlikle tedaviden önce hastalığın tanınmasına benzemektedir.

c- Danışman öğreticiler: Sürekli eğitimde en uygun yöntem bir konuyu öğrenmek isteyenin onu bir bilene sormasıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir